Soğuk hava, motor soğutma sistemini yılın geri kalanından farklı bir çalışma rejimine sokar. Yazın sorun çıkarmayan bir termostat, dış sıcaklık sıfırın altına indiğinde açık pozisyonda takılı kaldığında motorun çalışma sıcaklığına hiç ulaşamamasına yol açar. Bu da yakıt tüketiminden kabin ısıtmasına, egzoz emisyonlarından katalitik konvertörün ömrüne kadar uzanan bir zincir etkisi yaratır. Kış termostat bakımı, tek bir parçanın kontrolü değil; soğutma devresi, sıcaklık göstergesi ve egzoz hattının birlikte değerlendirildiği bir rutindir.
Termostat kapalıyken soğutma suyunu radyatöre göndermez, motoru kendi içinde dolaştırarak hızlı ısınmayı sağlar. Tipik bir binek araçta termostat 82–92 °C aralığında açmaya başlar ve motor 88–105 °C bandında dengelenir. Bu bandın altında çalışan bir motorda şu tablo ortaya çıkar:
| Durum | Motor sıcaklığı | Görülen etki |
|---|---|---|
| Normal çalışma | ~90 °C | Optimum yakıt haritası, tam ısıtma performansı |
| Termostat açık kalmış | 50–70 °C | Zengin karışım, %5–15 daha fazla tüketim, kabin ısıtmasının yetersizliği |
| Termostat kapalı kalmış | 105 °C üzeri | Aşırı ısınma, conta ve silindir kapağı riski |
Düşük sıcaklıkta çalışan motorda yakıtın bir kısmı tam yanmaz; yoğuşan su buharı egzoz hattında birikir. Kısa mesafeli kış kullanımında susturucunun içeriden paslanmasının en yaygın nedeni tam olarak budur. Yani termostat arızası, uzun vadede egzoz masrafı olarak da geri döner.